Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şu an Rotterdam....

Rotterdam'da bir Nisan günü....

Yumurta mı Paskalya'dan, Paskalya mı yumurtadan çıktı?

Paskalya’nın yumurta ve tavşanla ilişkisi nedir?  Neden yumurta boyarız?   Bu mutlu bir bayram mıdır, peki neden biraz da hüzün vardır, ağıt yakılır?  Pesah neden 'hamursuz' bayramıdır? Bu döneme denk gelen onca bayramın birbiriyle ilgisi var mıdır? Paskalya her sene farklı bir tarihte kutlanan Hristiyan bayramıdır.  21 Mart’ın -bahar ekinoksunun- ardından gelen ilk dolunaydan sonraki pazar günü kutlanır; bu da 22 Mart - 25 Nisan arasında bir zamana denk gelir.  40 günlük oruç döneminin bitmesi yumurtalarla, yumurta ve tavşan şeklinde çikolatalarla kutlanır.  Paskalya'nın kökeninin Yahudi Pesah Bayramı’na dayandığı söylenir. Biz Pesah’ı Hamursuz Bayramı olarak da biliyoruz. Pesah’da kutlanan, antik Museviler’in 400 yıllık kölelikten kurtulup Mısır’dan kaçmalarıdır ki bunun ilginç bir hikayesi var. Kısaca değinmek gerekirse: sözkonusu kaçış zamanı Museviler, melekler hangi evlerde olduklarını bilip onları korusunlar diye kapı kenarlarına kuzu kanı sürmüşler. Çok ça

Dünya Kadınlar Günü Yazısı:‘Benim Tek Kişilik Mutfağım’

Yemek yapardım yapmasına da, mutfağı ezelden beri sevmezdim... Son 3 yıldır, iş yoğunluğunun azalmasıyla ve zon zamanlarda bu konudaki bilinçlenmenin de etkisiyle, mutfakla aram düzelmeye başladı. Her hafta gelen ekolojik meyve-sebze paketi sayesinde de işi iyice ilerlettim: Hollandalıların bile unuttuğu, bu yöreye has sebzeleri de pişirmeyi deniyorum.  İşin güzel yanı şu ki: mutfağa girip de bir konsantre oldum mu, 4 metrekarelik mutfak 40 metrekare olur, onlarca kadınla dolar, bana yardımcı olurlar ve ben, giderek artan yalnızlığımı, unutur gibi olurum.  Börek mi yapıyorum? Sema teyzemin şen sesiyle ‘iki kat yapıyorum’ dediğini duyar, 1 kat daha yufka eklerim, kıtır kıtır olsun diye. Sema teyzem öyle yapıyormuş deyip sosa mısırözü yağı katar ve börek içine kırmızı biber doğrarım.  Yufkanın sosunu hazırlarken  ‘süt de olur, yoğurt da evde ne varsa kullanabilirsin, kızım’  diyor annem yan taraftan... Soğanları soyarken, soğana ‘sovan’ diyen Karşıyakada’ki alt komşumuz,

Dünya Anadili Günü

Bugün 21 şubat Dünya Anadili Günü. Bir yandan ‘şu günü bu günü diye #günuydurmayın diyenlere hak veriyor, öte yandan ‘Ama anadili önemli mesele canım’ diyorum. Sormayın, pek dertliyim bu konuda!  İnternette bu günün anlam ve önemi hakkında yazılanları okumak için ‘googlelarken’ kendi kendime bir yandan ‘Allah bilir bu günü Türklere bir kulp bulmak için uydurmuşlardır’ diyerek komplo teorisi kuruyordum ki dakka: 1, gol: 1... ‘Voila’: Haberdiyarbakır’da Türkiye’nin bu konuda ne kadar hassas (!!!) olduğunu yazdıklarını buluverdim!  ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Hollanda’da arada sırada Türkiye ile ilgili televizyon programları olur ve ben her seferinde safça, ilgiyle izlemek isterim. Maalesef nadiren iyi birşey çıkar. İyi beyaz adamın niyeti, yanlış yapan doğulunun hatalarını ele almak, onu eğitmek ve daha iyi bir dünya yaratmaktır! Tamamen iyi niyetli bir girişim yani! Yaklaşık bir yıl önce

Rotterdam Film Festivali

Her yıl düzenlenen Uluslararası Rotterdam Film Festivali (IFFR)’nin bu sene 41ncisini gerçekleştirildi. 25 ocak - 5 şubat arasında 40 farklı sinemada gösterilen yaklaşık 600 adet filmi, toplam 274.000 kişi izledi.  Rotterdam Film Festivali Cannes, Venedik ve Berlin Film Festivalleriyle karşılaştırılabilecek büyüklükte, ciddi bir organizasyon ve 1972’den beri düzenlenmekte. Festival boyunca her gün Daily Tiger adlı gazetesi çıkıyor.  Tişörtleri ve çantaları da, 'ben ordaydım' demek isteyenler için ideal! Film Festivalinin Afiş Tasarımı Hakkında ve Logodaki Kaplan Festivalin afişlerindeki kaplan MGM’in aslanına atıfta bulunmakta (artık alaycı mı yoksa rekabetçi mi olarak yorumu size bırakıyorum) . 1974‘den beri logosundaki kaplan çeşitli şekillere girmiş ve en son olarak 2008’de 75b’nin tasarımıyla bugünkü stilize kaplan halini almıştır. Göz teması yapan bu son kaplan logo, 80’lerde ve 90’lardaki Hard Werken tarafından tasarlanan afişleri hatırlatmakta. Siyah beyaz olması is

Kariyer ve Çocuk

Üzerinde çok konuşuldu, epey yazıldı, çizildi: ne sloganmış ki Türk kadını 21. yüzyıla  'Kariyer de yaparım, çocuk da!' iddiasıyla girdi. Sene 2012 oldu, beklenen farkındalık arttı ve en nihayet bu 'beyanat' sorgulanır oldu.  Bugün bir meslektaşımın 'şunu anladım ki: 'çocuk da yaparım kariyer de' hikayeymiş' cümlesini okuduktan sonra, bir zamanlar uzun uzadıya düşündüğüm bu konuyu ele almak istedim. Feminizmin ve 'emancipation'ın* kimi zaman yanlış ele alındığını, feminizme sığınanların argümanlarının zaman zaman yüzeysel olduğunu dile getirmeye çalışmakta ve genellikle yanlış anlaşılmaktaydım.   Öncelikle nedir 'kariyer yapmak', onu bir anlamalı. Bir yerde çalışıyor olmak mı? Emeklilik hedefiyle bir yerde çalışmak mı? Başarılı olup ödüller almak mı? Ünlü olmak, isim yapmak mı ve / veya yaptığı işten çok para kazanmak mı? Topluma faydalı olmak mı? Bu kavramla herkesin kastettiği farklı olabiliyor. Astrolojiye bakarsak, anne